: Nisan Yağmurları....

2012-02-27 13:59:00
: Nisan Yağmurları.... |  görsel 1

cafenohut.blogspot.com ...Kaynak : turkuazzo.blogcu.com Devamı

Dikkat!Bu bir uyarı mı bilemiyorum ama uyarı olsun istiyorum:)

2011-12-13 14:27:00

Sevgili okuyucularım mı demeliyim ya da sevgili arkadaşlarım mı demeliyim bilemedim. Sanırım biraz samimi olsun istiyorum ve canım arkadaşlarım diyeceğim. Evet;canım arkadaşlarım, ben sizlere bir maruzatımı iletmek istiyorum. Ben dün gece düşündüm taşındım buraya yazdığım aşk ile ilgili olan konuların bir sorun yaratabileceğini anladım. Yani yazıyorum evet ama yanlış anlaşılsın istemiyorum o yüzden açıklama yapma gereği duydum. Şunu belirtmeliyim ki okuyan herkes yanlış anlayabilir rahatlıkla. "Aaa! bu kız aşık mı acaba böyle şeyler yazıyor?" diyebilirler. Hayır aşık değilim! Buraya yazdığım hiçbir şeyi yaşayarak yazmıyorum. arkadaşlarımdan duyduğum ya da bir televizyon kanalında duyduğum ya da öyle duyguları yaşayan birileri olabileceğini düşündüğüm için yazıyorum. Ben sadece duygulara tercüman olmak istediğim ve söylemekten kaçınılan bir şeyler varsa birilerinin içinde o şeyleri söylemelerini kolaylaştırmak için yazıyorum. Ben aşık olsaydım eğer daha farklı şeyler yazabilirdim buna inanın. Neyse içimdekileri anlatmak istedim ve anlattım! Anlayışınıza sığınıyorum ve sizleri sevdiğimi söylemek istiyorum! ;)) Devamı

:))))

2011-11-28 16:35:00
:)))) |  görsel 1

:)))) Devamı

Bazı şeylerin geri dönüşü yoktur. Geri döneceksen eğer her şeyi

2011-08-09 16:41:00

Bazı şeylerin geri dönüşü yoktur. Geri döneceksen eğer her şeyi feda etmen gerekir. Devamı

biz beceremedik sevmeyi de terketmeyi de...

2011-07-28 16:32:00

biz beceremedik sevmeyi de terketmeyi de... Devamı

ELMA MI? YOKSA KELEBEK Mİ? :)

2011-07-28 11:15:00
ELMA MI? YOKSA KELEBEK Mİ? :) |  görsel 1

KELEBEK OLMAK İSTERDİM AMA ELMANIN İÇİNDE DEĞİL :)) Devamı

:/

2011-05-03 16:48:00

  Tesadüflere inanmazdım hiç. Tesadüfen olunan aşklar vardı oysa sokaklarda. El ele, kol kola gezen aşıklar süslüyordu caddeleri. Sanki bana inat daha çok sarılıyorlardı birbirlerine. Taki seni tanıyana kadar. Tesadüfen.. Devamı

balerin

2011-04-06 00:13:00

ANNEM BİR MÜZİK KUTUSU HEDİYE ETMİŞTİ. O GÜN VE O YIL HEP KURUP DİNLER VE ÜZERİNDE DANS EDEN BALERİNİ İZLERDİM. SONRA BİR ÇOCUK GELDİ VE BALERİNİ KIRDI. ÇOK ÜZÜLMÜŞTÜM VE ANNEM BİR TANE DAHA MÜZİK KUTUSU ALDI BANA. AMA İLKİNİ ALDIĞIM GÜNKÜ KADAR SEVİNEMEDİM. AMA YENİ OLANIN BALERİNİNİ ESKİ OLANLA DEĞİŞTİRDİM DAHA GÜZEL OLDU Devamı

GECE

2011-04-06 00:04:00

GECE...TÜM GÖRKEMİYLE ÜZERİMİZİ ÖRTÜYOR.AY GÜLÜMSÜYOR, YILDIZLAR İSE GÖZ KIRPIYOR BİZE. GÖKYÜZÜ TÜM İHTİŞAMIYLA SEVGİSİNİ GÖSTERİYOR...BİZ DE GECEYİ KÖTÜ OLMAKLA SUÇLUYORUZ..SİYAH YA İŞTE, KÖTÜDÜR O YÜZDEN! ASLINDA GÖREBİLSEK İÇİNDEKİ İYİLİKLERİ SİYAHIN, KÖTÜ DEMEZDİK, BELKİ DE DİYEMEZDİK Devamı

ZORAKİ AŞK

2011-04-04 15:32:00

       Aşk, bir insanın tattığı ya da tadabileceği en güzel duygulardan birisidir. İnsan hayatında kaç kez âşık olur ki? Birisini canı yürekten sevmek, hatta o kişiye her baktığında içinin eridiğini hissetmek… o da sana aşıksa işte o zaman tamamdır.        Bir aşk karşılıklı olursa güzeldir. Eğer karşılıksız ise o zaman yandınız… Hep acı çekmeye mahkûmsunuz demektir. Ne zaman aşkınızı gördünüz ya da ona benzer birisini gördünüz o an içiniz cız eder. Sesini duysanız sanki dünyada onun sesinden başka ses yokmuş gibi gelir size. Her dakika acı çekersiniz. Dışarıya çıksanız her an görebilmek ihtimalini düşünüp çok dikkatli bakarsınız etrafınıza. Sanki her an yanınıza gelecekmiş gibi bekler ve acı çekmeye devam edersiniz. Siz mahkûmsunuzdur acı çekmeye. Çünkü o sizi sevmiyordur ya da seviyordur ama herkesi sevdiği gibi, yani âşık değildir. Sakın; “ Olsun ben ona da razıyım. Ben bir ömür severim onu, o sevmese de olur” demeyin.        Sonu hüsran ile biten aşk hikâyeleri vardır. Hep sonunda âşık olmak zorunda bırakılan karşı taraf vardır. Bir ünlü düşünür bile yapmış bunu. Zorunda kılmış. “ben öyle çok seveceğim ki o da sonunda beni sevecek” demiş. Oysaki zoraki olmamalı aşk. Gönülden gelerek sevmeli, âşık olmalı insan. Karşınızdakinden beklemeyin bunu. Sonunda sevecek demeyin. Sevmez, sevemez… Ne demişler; “zorla güzellik olmaz”.... Devamı

....

2011-02-23 15:14:00

KARŞIMIZDAKİ KİŞİ BİZİM BAKIŞ AÇIMIZA GÖRE ŞEKİLLENİR. İYİ BAKARSAK İYİ KÖTÜ BAKARSAK KÖTÜDÜR BİZİM İÇİN. AMA HİÇ KARŞIMIZDAKİ BİZE NASIL BAKIYOR ACABA? DİYE DÜŞÜNMEYİZ.ÇÜNKÜ KORKARIZ DÜNYANIN BAŞKALARI ETRAFINDA DÖNMESİNDEN.İLLA BİZİM ETRAFIMIZDA DÖNMELİ.. Devamı

HAYAL ÜRÜNÜ “BEN”

2011-02-21 14:34:00

           Yağmur yağsa… Sadece benim penceremden görünse. Başka bir evin çatısına,  balkonuna,  penceresine değmese... Sadece bana yağsa yağmur. Balkona çıksam ve sadece beni ıslatsa… Baştan aşağı sırılsıklam olsam… Yüzümde bir tebessüm avuçlarımda bir ıslaklık hissetsem…        Kafamı kaldırıp gökyüzüne baktığımda bir tek bulutun olduğunu ve onun da sadece beni ıslattığını görsem. Gülsem bu duruma… Hani çizgi filmlerde olur ya bir tek bulut ıslatır bir çizgi kahramanı, işte bunu düşünüp gülümsesem. “Hım! Demek ki özelim” desem, diyebilsem. Özel olduğumu tek ama tek o bulut ve yağmur sayesinde anlasam.        Mutlu olmak, kendimi özel hissetmek için o bulutu beklesem. Yazın yağmur yağsın diye dua etsem durmadan. Ya da yağmur için değil de, bir çizgi kahraman olmak için dua etsem. Bir çizgi kahraman olsam… Yaşadığım talihsizlikleri de mizahi bir dille anlatsa birisi. Çizgi roman kahramanı olsam birden bire… Ve dergilerde, gazetelerde boy boy çizgi resimlerim çıksa. Meşhur olsam… çizgi kahraman olarak meşhur olsam… Ama yağmur hep yağsın üzerime benim. Mutlu bir karakter olayım. Kendini özel hisseden bir karakter…        Sadece beni ıslatan bulutun altında bunlara benzer birçok hayal kursam. Gözlerimi kapatsam ve kimse uyandırmasa, beni bu hayallerimle baş başa bıraksa… Yağmur dinene kadar böylece dursam… Sonra yağmur dinse ve ben uyansam uykumdan. Balkondan içeri girsem ve arkamı dönüp televizyonda kedimi çizgi film kahramanı olmuş olarak görsem ne güzel olurdu&helli... Devamı

YAZILAMAYAN BİR ÇİFT KELİME…

2010-12-10 18:56:00

      YAZILAMAYAN BELKİ DE YAZILAMAYACAK BİR ÇİFT KELİME VAR İÇİMDE. DİLE GELMİYOR İŞTE... GETİREMİYORUM BİR TÜRLÜ DİLE... İÇİMDE, BOĞAZIMDA DİZİLİ DURUYOR KELİMELER. HEYECANDAN MI YOKSA BAŞKA BİR ŞEYDEN Mİ BİLEMİYORUM. BİR KELİME... EVET, TEK BİR KELİME SÖYLEMEYE TAKATİM KALMAMIŞ SANKİ. İÇİMDEKİ O KELİMEYİ SÖYLEMEK ÇOK ZOR.       GİDECEK BİLİYORUM. GEÇİRECEĞİMİZ ZAMANLARDAN HARCAYARAK GİDECEK. AMA ENİNDE SONUNDA DÖNECEK, ONU DA BİLİYORUM. İÇİMDEN GEÇEN KELİMELERİ BELKİ DE SIRF BU YÜZDEN SÖYLEYEMİYORUM. YA DA... EVET, YA DA SÖYLEMEK İSTEMİYORUM...   Devamı

İNANIRSAM(2)

2010-12-03 15:14:00

        Bir yol var önümde. Evet, gene o yol… Sonunda hafif bir ışığın olduğu yol… Ateş böceklerinin aydınlattığı yol hani… İşte o yolun tam ortasındayım. Gittikçe ilerliyorum.        Yolun yarısını geçtim. Sevinçlerime, hayatım ile ilgili tüm güzelliklere ulaşmama az kaldı. Ateş böcekleri yardım etmiyor. Yolun sonundaki ışığı görüyorum ve o ışığa doğru gidiyorum. Durmadan, usanmadan yürüyorum. Koşmak istiyorum ama bazı engeller çıkıyor karşıma. O engelleri bin bir güçlükle aşıyorum işte. Ben gidiyorum ışığa doğru ve yılmıyorum artık. Yorulmuyorum hiç. Yorulamam ben… Evet, yorulmaya zamanım yok çünkü. Gün ışığı var yolun sonunda. Eğer yorulursam kalırım burada; yolun yarısında. Hava kararır o zaman aniden. Bunu hiç istemiyorum; havanın kararmasını hiç istemiyorum.        Biliyorum hem de çok iyi biliyorum. Tüm mutluluğum güneşin doğuşunda. Yolun sonunda… Güneşi gördüğüm an evet, işte o an derin bir “oh!” demek ve ağlamak istiyorum. Ama ağlama zamanı şu an değil. Şu ana ağlayamam. Ağlayıp zaman kaybedemem.        Gidiyorum o yolda işte yine. Yarısı bitti yolun. Ben inanıyorum. Hem de çok inanıyorum. Adım kadar eminim. Hayallerime ulaşmama az kaldı. İnanıyorum bu defa gün bana ışıyacak… Evet, inanırsam olacak gün bana ışıyacak. ... Devamı

BURAM BURAM AŞK :)

2010-11-09 15:24:00

 Yağmurlu havalarda toprağa ilk düşen yağmur tanesi kadar saf,güzel ve hoş kokuluydu o. Severdim onu bu şekilde ve eminim o da beni severdi olsaydı burada. Yok, bıraktı beni. Beni terk etti o. Düşünürken delirmekten korktum hep. Ama insan onu düşünürken delirmezmiş öğrendim. Evet,  daha hayata tutunurmuş mutlu olurmuş düşününce insan onu. Aslında o terk etmedi beni, hala yağmur taneleri toprağa düşünce kokuyor ortalık buram buram aşk!   Devamı

SEN VE BEN, HATTA BİZ…

2010-11-04 13:51:00

       Kimse duymasa, kimse görmese hatta kimse ulaşamasa bize keşke… Keşke bulamasalar bizi... Seni ve beni unutsalar bir an ve biz kaybolsak ortadan. Kaybolsak ama senle aynı yerde olsak, bulsak birbirimizi... Sen ve ben olsak hatta biz olsak…        Göz önünde durmasak hiç... Seni kimse beğenmese, konuşmasa seninle kimse… Beni de sevmese kimse, sadece sen sevsen… Gözlerime bakarken gözlerinin içi gülse ama sadece bana gülse gözlerin. Kelimelerin sadece bana dökülse iki dudağının arasından. Sevgi dolu olsa hiç acı veren kelime olmasa onlar.        Ellerimden tutsan çekip çıkarsan beni kuytu karanlıklardan. En derin kuyu bile olsa; o karanlıkta, o kuyunun ürpertici karanlığında, sevgin ile aydınlatıp çıkarsan beni o kuyudan. Çıkarken ellerinle ellerimden tutsan da soğumuş ellerimi ısıtsan. Çıkınca sıcacık yüreğinle sarsan beni…. İçimi ısıtsa sevgin… Âşık olsam yeniden, sana âşık olsam…       Seninle gitsek uzaklara. Durmasak hiç buralarda… Sen ve ben olsak… Sadece sen ve ben… Sevgimizi, kendimizi alıp gitsek buralardan. Ne dersin? Gidelim mi? Gidip, sen ve ben hatta biz olalım mı? ... Devamı

SUS! KİMSELER DUYMASIN SESİNİ

2010-10-15 10:30:00

        Şişşt! Sus! Aman kimse duymasın sesini. Konuşma ne olur. Kimseler işitmesin benden başka o güzel sesini.        Fısılda kulağıma tüm içinden geçenleri. Kimseye, benden başka kimseye, söyleme içindekileri. Seni duyup da gelmesinler yanına. Bakmasınlar sana benim baktığım gibi. Tek ama tek ben duyayım ben göreyim seni. Ah! Ne kadar çok isterdim böyle olmasını. Sadece benim için var olmanı, sadece ama sadece benle konuşmanı, benim yüzüme bakmanı ve sadece bana dokunmanı… Sen bana hayatımın ortasında hediye gibi gelen kişi… Sen benim âşık olduğum tek insan… Sen ah sen benim her şeyim…        Kimseler sevmese seni ve gelsen bana gene. Gelip yine elimi tutsan sıcacık... Gelip gene dertleşsen benimle… ne kadar çok isterdim bunu. Ama ne zaman bir araya gelsek ağlıyorsun. Şimdi olduğu gibi... Şişşt! Tamam, ağlama artık ne olur. Akmasın o güzel gözlerinden yaşlar. Akarsa bende akarım o yaşlarla birlikte. Sen sadece gülümse bana. Tamam mı? Sadece gülümse… Senin bir gülümsemen benim hayata bağlanmam demek çünkü. ... Devamı

...

2010-09-16 10:00:00

MANTIĞIN İLE KALBİN ARASINDA SIKIŞMIŞ DÜŞÜNCELERİNİ BIRAK HANGİ YÖNE MEYİL EDİYORSA O YÖNE GİTSİN. AĞIR BASAN HANGİSİYSE ONUN SESİNE KULAK VER. EĞER SIKIŞIP KALDIYSA DÜŞÜNCELERİN TAM ORTADA O ZAMAN, VİCDANININ SESİNİ DİNLE!! Devamı

OMUZUMDAKİ EL..

2010-09-15 14:17:00

          BİR EL DOKUNDU OMZUMA. ÖNCE İRKİLDİM, KORKTUM HATTA KORKUDAN TÜYLERİM DİKEN DİKEN OLDU ADETA. AMA ZAMANLA OMUZUMA DOKUNAN ELİN BENİ SEVDİĞİNİ VE BENİM İÇİN ÇABALADIĞINI FARKETTİM. BU ÇOK UZUN BİR SÜREÇTİ. HATTA HİÇ BİLMEDİĞİM BİRİNE BİR ŞEYLER SORMAK GİBİ BİRŞEYDİ HAYATA DAİR... AMA O; OMUZUMDA Kİ EL BANA HAYATI ÖĞRETTİ. YAŞAMANIN İÇİNDEKİ GİZEMLERİ VE NİÇİN ÜZÜLDÜĞÜMÜ, ÜZÜLDÜĞÜM ŞEYLERİN NE KADAR DA BASİT OLDUĞUNU ÖĞRETTİ. HER ŞEYE RAĞMEN, HER KÖTÜLÜĞE RAĞMEN AYAKTA KALABİLMENİN NE KADAR DA KOLAY OLDUĞUNU ÖĞRETTİ. OMUZUMDA Kİ EL BANA YAŞAMIN HEP AKTIĞINI VE HİÇ BİR ŞEYİN BOŞUNA OLMADIĞINI ÖĞRETTİ. ACILARIN HER ZAMAN HAYATIMIZDA VAR OLDUĞUNU FAKAT ONLARI ÜZÜLEREK DEĞİL BAŞIMIZI DİMDİK TUTARAK ATLATMAMIZ GEREKTİĞİNİ ÖĞRETTİ.            OMUZUMDAKİ EL BANA HAYATIN GÜZELLİKLERİNİ GÖSTERDİ. OMUZUMDAKİ ELE BAKTIM KİMDİR DİYE. BAKTIM VE GÖREMEDİM. ÇOK NORMALDİ GÖREMEYİŞİM. ÇÜNKÜ OMUZUMDAKİ EL MEĞER TECRÜBELERİMMİŞ... Devamı

BANA BİR ŞEYLER SÖYLE

2010-08-28 11:51:00

        Bana bir şeyler söyle haydi! Haydi, teselli edici bir kelime söyle. Öyle kelimeler seç ki beni alıp götürsün uzaklara. Özgür, kaygısız, mutlu olabileceğim yerlere doğru…        Haydi, bana şarkılar söyle. Öyle güzel ezgileri olsun ki o ezgilere kapılıp kendimi seninle kimsenin bizi bulamayacağı bir yerde bulayım. O şarkılarda seni, kendimi ve en önemlisi aşkımızı bulayım. Bana ama sadece bana söyle kimseler duymasın sesini. Sokak lambasının altında dururken kulağıma fısılda her bir hecesini. Senin sesinle şenlensin içim.        Bana öyle bir şey söyle ki mest olayım. Etkisinden kurtulamayayım. Daha bir âşık olayım sana. Bana o şeyi söylerken gözlerinin parladığını ve gözlerinin içinde bana olan aşkını göreyim. Ne bileyim mesela; bana âşık olduğunu söyleyebilirsin.        Bana öyle bir şey söyle ki ben öldüğümü bile anlamayayım. Yanımda olduğunu ve bu aşkın sonsuza kadar süreceğini bileyim. Bana öyle bir şey de ki seni sonsuza kadar bekleyeyim.        Ben bunları sana söylerken sen bana öyle bir şey söyledin ki yıkıldım:  “ Artık seni sevmiyorum. Bitti! ”  ... Devamı

BU BOYUT BAŞKA BOYUT

2010-08-26 14:34:00

       Ben yaşıyor muyum? Yoksa yaşamıyorum da yaşıyormuş gibi mi yapıyordum? Bütün hayati fonksiyonlarımı kaybetmiş miydim yani? E o zaman ben şimdi neredeyim? Hangi boyutta yaşıyorum ya da yaşamıyorum? Hayat nasıl, yaşamak? Nasıl bir şeydi ki hayat? Ve ben bilmediğim bir boyutta nasıl hala buradakilere yaşıyorum ben diyordum? Nasıl hala yaşadığıma dair inat edebiliyordum? Ben anladım artık, evet anladım. Ben farklı bir boyuttayım ama yaşamıyorum. Ben ölmüşüm ama farkında değilim. Yani bedenim değil…        Ölüyüm ben yaşamayı hiç tatmamış bir ölü. Yaşama dair ne varsa hiç birisinden nasibini almamış birisiyim. Anlamıyorum ben. Yaşamış mı oluyorum ben şimdi? Yani doğmak ile ölmek arasındaki kısacık bir anda ben yaşamış mı oluyorum? Peki; bu kısacık anda kimi sevdim, kiminle konuştum, kiminle ağladım ve kiminle güldüm? Hayatımda kimler vardı? Hiç sevdim mi? Kimin için, ne için ağladım ve güldüm? Bunları bilmemek mi yaşamak? Ama ben biliyorum. Bunlar başka boyutta yok. İşte bu boyut başka boyut... Bunları bil(e)meyenlerin ve öğren(e)meyenlerin boyutu burası. İyi de benim ne işim var ki burada? Ben bunları biliyorum işte. Ama anladım ben anladım. Ben biliyorum ama bu boyuttakiler bilmiyor ve ben yaşamıyorum onlar yaşıyor.        Bu boyutta kimsenin sesi çıkmıyor. Öylece bakıyorlar yüzüme. Yüzlerinde seni istemiyoruz ifadesi var. Ama niçin istemiyorlar? Birisine dokunuyorum ama o bana dokunamıyor. Duyuyorum; kalpleri atıyor onların ama benim atmıyor. Sanırım niçin istenmediğimi anladım evet anladım. Ben gerçekten ölmüşüm. Yaşamadan ölmüşüm ama onlar yaşamışlar ve yaşıyorlar. Hem de benim yaşamadan bildiğim şeyleri yaşayıp da bilmedikleri halde hala yaşıyorlar. Anladım artık... Devamı

BATSIZ BEDEVİ

2010-08-26 14:33:00

         İnsan bir hata yapınca ömür boyu o hatanın bedelini ödüyor ya da ödeyemiyor. Bu insanın yaptığı hataya bağlı tabi...        Sevdiklerin yavaş yavaş uzaklaşırken sen öylece bakıyorsun arkalarından. Hiçbir şey yapamamanın acısı insana dert, tasa veriyor. Olmadık olaylar başına geliyor. Hani bahtsız bedevi denen kişi olur ya o oluveriyorsun birden bire. Diyorsun ki ben bir hata yaptım ama niçin bu kadar ağır bir ceza aldım. Günden güne yaşadıklarından dolayı erimeye başlıyorsun adeta. Hatayı tekrar yapmaman için bir ceza bu yaşadıkların. Tamam. Aynı hataya bir daha düşmüyorsun ama buna kimseyi inandıramıyorsun. Sevdiklerin sana inanmıyor yalan söylemediğin halde. Ama işte bahtsız bedevilik burada başlıyor. Yanlış giden ve tam da olmadık zamanda seni bulan yanlış işler buluyor seni. Buna zamanlama hatası diyorlar. Ve bu zamanlama hataları nedense hep seni buluyor. Nedense demek doğru mu? Değil tabi çünkü sen bahtsız bedevisin. Seni bulmasında kimi bulsun zamanlama hataları?        Bir iş var yapılacak aynı sürede zamanlama hatası işte devreye girer ve başka bir iş daha çıkar ortaya. Sen ne yapacağını şaşarsın. İkisi de önemli gibi gelir sana. Zamanlama mükemmeldir. Sen ise birini seçmelisin. Ama seçerken de diğerinin olumsuz sonuçlarına kendin katlanırsın sonra. Yapılmayan iş kalır ya da ötekinden vakit kalırsa yaparsın. Yapmazsan ne olur? Sevdiklerin gene inanmayacak sana. Gerçi yaparsan belki gene inanmayacaklar. O yüzden belki de daha iyi olacak belki de daha kötü. Bu senin elinde…        Sevdiklerin bu zamanlama hataları yüzünden uzaklaşacaklarsa senden yapmadığın iş vardı ya yapsan bile bir şey olmazdı yani yine uzaklaşırlardı send... Devamı

İNANIRSAM…

2010-08-25 10:18:00

Bir yol var önümde. Yürüyorum bu yolda ama sonunu bilmeden yürüyorum. Akıbetim ne olur bilmeden. Yolun sonu zifiri karanlık. Sadece bir yerden ışık geliyor. O ışık sanki ateş böceğinin etrafına yaydığı aydınlık kadar cılız. Hala gidiyorum yolun sonuna doğru sonunu bilmeden. Bile bile lades der gibiyim. Zifiri karanlık olsa da gideceğim diyorum içimden. Yolun her iki tarafı da ormanlık. Kenarda dizi dizi ağaçlar… Rüzgâr esiyor hafiften. Yapraklar dökülmüş yerlere. Ağaçlar sanki bana bir şey demek istercesine uğulduyorlar. Aldırış etmeden yürüyorum o karanlık yolda. Önüme, tam karşıma bakıyorum dimdik hiçbir şeye bakmadan ve hiçbir şeyle ilgilenmeden. Hatta o cılız ışığı olan yolu bile tercih etmiyorum. Kimsenin ve hiçbir şeyin yardımını istemiyorum. Bu yola çıktıysam sonu karanlık bile olsa gitmeliyim. Sabredersem, inanırsam zaten sonunda ışıyacak yol kendiliğinden. İşte o zaman daha kolay olacak her şey. Yolda yalnız başıma yürüyorum. Yolun daha yarısına bile gelmedim. Şu an kimse yok yanımda. Fakat ben böyle inançla, yıkılmadan, dimdik devam eder ve sonunda huzura kavuşursam işte o zaman çalacaklar kapımı. O zaman yanımda olmak için değil medet ummak için olacak gelişleri. Ben zorlukları aştığım vakit gelecekler ki kimse zorluk çakmak zorunda kalmasın. Kimse elini benim için taşın altına koymak istemiyor o yüzden. Bense elim kopacak dahi olsa başkaları için korkmadan koyarım elimi taşın altına. Yolun sonuna daha varamadım ama benim için yol aydınlanmaya başladı. Sanırım yavaştan yavaştan gün doğuyor yüzüme…... Devamı

TELEFON TELEFONLUĞUNU BİLSİN YETER…

2010-08-16 17:06:00

Ah bu teknoloji diyerek söze gireyim istiyorum. Teknoloji günümüz için gerekli bir iletişim araçlarından aslında. Teknolojiye iletişim aracı diyorum çünkü bana göre öyle bir durumda ki herkes her şeyden haberdar. Teknoloji yaşamımızın her alanında bize hizmet veriyor. Her an her şeyden haberdar olunduğu gibi her an insanlar birbirleri ile ilgili birçok şeyi öğrenebiliyor hatta her an iletişim kurabiliyorlar. Hele de şu telefonlar var ya… Telefon dediğimiz zaman beynimiz de şimdi ki zamanda yani alışık olduğumuz zamanda ki telefonlar canlanıyor. Dokunmatik, internete giren, maillere bakabildiğiniz, fotoğraf çeken, video izlediğiniz vs. telefonlar… Yani “alo” demek haricinde her türlü iletişim aracı içine alan telefonlar. Siz bunları canlandırırken beyninizde ben ise geçmişi düşündüm. Evet; geçmişte telefon çok az kişide vardı. Hatta cep telefonları yoktu sabit telefonlar vardı. İnsanlar ne yapıyordu o zamanlar peki? Hiçbir şey yapmıyorlardı. Zenginler telefon ile belki önemli görüşmeler yapıyorlardı. Hani zamanın fabrikatörleri var ya anca onlarda vardır diye düşünüyorum. Normal halk ise; telefonu görmedikleri, bilmedikleri daha doğrusu hayatlarına girmediği için rahat, sakin bir hayat sürüyorlardı. Birbirleri ile değişik yollardan haberleşiyorlardı. Komşuya gidecekse bir bayan dışarıda oyun oynayan çocuklardan birisine “falanca evde mi bak gel hadi geleceğimi söyle” diyerek haber salarlar ve böyle anlaşırlarmış. Ama sonra sonra telefon onların hayatına da girerek biraz rahatlık sağlamış. En azından çocuklar gidip gelmek zorunda kalmamış. Tabi olumlu yönü belki kimsenin yorulmadan birbiri ile iletişim kurması olarak adlandırılabilir. Ama ya olumsuz yönü? İletişim sağlamak isterken ... Devamı

KALAN SAĞLAR BİZİMDİR

2010-08-16 10:33:00

       Bazen sessiz kalmak olmuyor. Olaylara karşıdan bakmak yani sessiz kalmak işe yaramıyor. Bence insanına göre muamele dedikleri şeyi yapmaları gerekiyor. Ya da derdini o kişi nasıl anlıyorsa ona o şekilde anlatmak gerekiyor.        Çoğu zaman sabır taşı çatlayacakmış gibi oluyor. Ama dayanman gerek yoksa en ufak bir şey de yıkılır bitersin. İnsanoğlu öyle bir mekanizmaya sahip ki beyninde çeşitli savunma teknikleri geliştirebiliyor. Yeter ki insan bu teknikleri geliştirmek istesin.        Bir olayda herkesin savunma sistemi farklı farklı çalışır. Kimisi kısasa kısas derken kimisi de tam tersi kötülüğe iyilik ile karşılık verir. Kimisi konuşarak çözer olayı kimisi de susar. Haklı da olsa haksız da olsa susar, sadece sabreder. Sanmayın ki susanlar hep susuyor ve susacak. Sadece sabreden insanlar doğru zamanı beklerler doğruları söylemek için. İşte o doğru an geldiğinde karşı taraf için hatasını anlama zamanıdır. Bu defa da özür dilemeler başlar. Ama artık çok geçtir. O kadar kırılmışsınızdır ki özür dilemesi hiçbir şeyi değiştirmez. Çünkü öyle bir şey yapmıştır ki senin adın onurun gururunu ayaklar altına sermiştir.        Sadece şunu bilmek gerekir her zaman kaybeden taraf özür dileyen yani hatasını sonradan anlayan kişidir. Sen ise yoluna bakacaksın artık. Yaptıklarınla, davranışlarınla, konuşmalarınla ondan daha üstün olacaksın ki ondan farklı olacaksın. Üstün olacaksın her anlamda. Sadece bu susturabilir insanları. Ya da susturamaz daha da çok konuşturursun. Konuşurlar ama bu defa kıskançlıktan.        İşte böyle konular böyle sürer gider. Neyse kafaya takılacak bir şey yok. Giden gider k... Devamı

YUMUŞAK ŞEKER ÇILGINLIĞI :)

2010-08-09 11:20:00

        Çocukluğumda bakkalar vardı. Bakkallarda şimdiki marketlerin içinde ne varsa hemen hemen hepsi vardı. Okul çıkışlarında hücum ettiğimiz yerdi bakkallar.        İlkokuldan liseye kadar hep okul çıkışlarında bakkala gider mutlaka bir şeyler alıp eve öyle giderdik. Aldığımız aslında çok bir şey değildi. Yaz zamanıysa meybuz alırdık. Hani içinde meyve suyu ve buz olandan. Meybuzumuzla hem yavaş yavaş yürür hem de onu yemek için büyük çaba harcardık. Yaz aylarında çoğunlukla aldığımız şeydi. Ama yaz kış aldığımız bir şey vardı ki... Hala daha çok severiz. Büyük küçük herkes seviyor şimdilerde. Yumuşak şekerdi o zaman adı. Tırtıl şeklinde olurdu. Zaten tek şekli vardı o zaman. Yemesi çok güzel olurdu. (Ay anlatırken bile ağzım sulandı. Olsa da yesem.) Şimdi adına jelibon diyorlar. O zamanlar böyle torbalarda değildi. Büyük, kapaklı kavanozları vardı bakkal amcaların. Ama bir de o kadar değerliydi ki -böyle bol değildi ya o yüzden- tane olarak satardı bakkal amca onu. O zamanlar tanesi 1.5 kuruş gibi bir şeydi. Birde tek şekli olmasına rağmen çok rengi vardı. Ben kırmızı yani çilekli olanını çok severdim. Seçerdik kavanozlardan. Bakkala gitmeye hiç üşenmezdim. E ne de olsa ucunda yumuşak şeker var değil mi? Her gün yerdim ama anca bir tane alabilirdim. Okulda harçlığımdan ayırırdım onu almak için. Yoksa alıp yiyemezdim. O zamanlar sanki çılgınlıktı. Yumuşak şeker çılgınlığı. Kimse hayır diyemezdi. Hatta rüşvet kunusu bile olmuştu. Birisine ne yaptıracaksan bir tane yumuşak şeker ver hemen yapsındı.        Yumuşak şekerin ardından bir çılgınlık daha çıkmıştı. Yumiyum... Benim yaşlarımda olanlar hatırlar. Ger&cce... Devamı

EMPATİ ZAMANI...

2010-08-04 13:10:00

             Hıımmm! Düşünüyorum düşünüyorum ama ne yazsam bilemiyorum. Bir konu bulmam lazım ama yok bulamıyorum. Yok yok en iyisi ben biraz daha düşüneyim belki bulurum bir konu...             Peki şunu sorayım o zaman siz empati kurmayı bilir misiniz? Daha doğrusu karşınızdaki kişinin yerine kendinizi koyabilir misiniz? Bu dediğin çok zor dediğinizi duyar gibiyim. Aslında zor değil hiç. Sadece olayı kendinizin yaşadığını düşünmeniz yeterli. Evet şimdi size bir olay sunayım ve sizde bana cevap verin bakalım. Yani bu yazıya yorum yapın. Olayımız şu:            Siz aniden rahatsızlandınız. babnızla yaşıyorsunuz bu arada. Ve kardeşleriniz var ama kimseye ulaşamadınız. Sadece abinize ulaştınız. Derdinizi anlattınız. Ama aksilik bu ya abiniz ayrı bir şehirde ve elinden bir şey gelmiyor. Ama bir şeyler yapabilir belki diye yinede anlatıyorsunuz derdinizi. Abiniz diğer yakınınızda olan ablanızı arayacağını söylüyor ve arıyor. Ablanız abinize gidemeyeceğini ve eve işçilerin geleceğini tadilat yaptıracağını söylüyor. Siz bu arada zorlukla hastanete gidiyorsunuz ve doktor size ameliyat olabilirsin kendi doktoruna gitmen daha iyi diyor. Kıvranıyorsunuz acıdan. Abiniz kızıyor ablanıza gideceksin diyor bir abi olarak ama dinlenmiyor sözü. Ertesi gün hala kötüsünüz ve abinizi arayıp abi ben yarın oraya doktora gelcem diyorsunuz. Ablanızın gelmediğini ve kızınızın babanıza baktığını söylüyorsunuz. Abiniz çok kızıyor diğer kardeşlerine. Neyse siz hala hastasınız ve kardeşlerinizin umrunda değilsiniz. hiç birisi sizin için bir şey yapmıyor.           Bu olay daha sonlanmadı. Çünkü siz sonl... Devamı

OYUN OYNAYALIM MI?

2010-08-03 20:01:00

       Bir akşamüstüydü. Yalnızdı. Dışarıya çıkmak istemişti birden. Biraz yürümek iyi gelebilirdi ona. O dışarı çıkar çıkmaz yağmur yağmaya başladı. Sanki ıslanmıyormuş gibi şemsiyesini bile açmıyordu. Daha doğrusu açmak istemiyordu.        Yağmur ince ince yağıyor, yüzünün her kıvrımımı okşuyordu adeta. Bir ara durdu ve kollarını açtı. Yüzünü gökyüzüne doğru çevirdi ve açtı ağzını damlaları yutmak istiyordu. Saf suydu nasıl olsa ne olabilirdi ki? Yanından bir aile geçiyordu. Tuhaf gözlerle bakıyorlardı ki, bir ses; “anne bu adam deli mi?” diye sordu. Hemen yüzünü o sese çeviren adam küçük, şirin bir kız çocuğu ile karşılaştı. Çocukları o kadar çok severdi ki kızamazdı onlara. Çocukların her davranışının ve her sözünün boşa olmadığını mutlaka haklı çıktıklarını bilirdi. Öyle ya çocukların hisleri kuvvetliydi. Bir de çocuklar kimi sevmedilerse o kişinin bir vukuatı mutlaka olurdu. Yani şimdiye kadar hep buna şahit olmuştu.        Biraz daha yürüdü yağmurun altında. Yüzüne değen her damladan öylesine zevk alıyordu ki… Karşıdan birisi gelip yüzündeki ifadenin nedenini sorsa derdi elbet yağmur yüzünden olduğunu. Ama içindeki heyecanın ne denli fazla olduğunu, içindeki coşkuyu anlatamazdı. Anlatmak için kelimeleri toparlamayı bırakın bir kelime dahi bulamazdı çünkü. Hala yürüyordu. Sonunda hasta olmak bile olsa ıslanıp sırılsıklam olacaktı. Dünya umurunda bile değildi. Bunca yıl yapmak isteyip de bir türlü cesaret edemediği şeyi yapıyordu. Elinde şemsiye ile yürüyordu ama şemsiye kapa... Devamı

SİZE GEREKEN…

2010-08-02 10:32:00

“Şarkılar seni söyler / Dillerde nağme adın…” diyerek gireyim konuya. Şarkılar hayatımızın her alanında var. Tabi biz de şarkılarda varız. E ama öyle “ nasıl yani?” diyen gözlerle bakmayın yazdıklarıma. Sadece yazdıklarıma kendinizce yorumlar yapın, bakalım sonuca ulaşabilecekmisiniz. Kuşkusuz ki şu ana kadar yapılan tüm besteler bir hikâye barındırır içinde. Adına besteler yapılır bazılarımızın. Bazılarımızın da hikâyesi geçer şarkıların satır aralarında. “Hıh! Evet, işte bu şarkı tam beni anlatıyor” deriz. Kendimizi buluruz sözlerinde. Peki, biz mi şarkıları etkiliyoruz yoksa şarkılar mı bizi? Hayatımıza şarkılarla mı yön veriyoruz yoksa şarkılara hayatımızı mı? Her ikisini de söylemek mümkün bana göre. Nasıl mı? Peki, örneklerle açıklamam daha doğru olacak sanırım. Birincisi; biz şarkıları etkileyip hayatımızı adeta kopyalıyoruz onlara. Söz yazarları kendi hayatlarını ya da çok etkilendikleri hayatları yazarlar aslında. Mesela; günümüz söz yazarlarından ve müzisyenlerinden Kıraç… Kıraç hislerini, hayatından bir parçayı yazar. “ Ayşe’m” şarkısını da eşine yazmış. Hayatında olan bir kişiyi, bir şeyi daha doğrusu hislerini… Demek ki şarkılar bizim hayatımızı yansıtıyor ve hayatı kopyalıyor insanlar adeta şarkılara. İkincisi; şarkılar bizi etkileyip hayatımıza farklı bakış açısı kazandırabiliyor. Mesela; bir gün neşeniz yok, hatta negatifsiniz. Radyoyu açtınız ve bir şarkı çalıyor. Neşeli eğlenceli ve pozitif bir şarkı… E haliyle sizde neşelenmeye ve olumlu bakmaya başlıyorsunuz. Sonra içiniz kıpır kıpır oluyor. Ve evet işte sinirli, olumsuz haliniz gidiyor, yerine pozitif bir insan geliyor. Böylece de şarkılar hayatımıza yön veriyor. Olumlu düşünmek (veya efkâ... Devamı

BİR ANANIN OĞLUNA SESLENİŞİ

2010-08-02 10:28:00

          NE ZAMAN GELECEKSİN OĞUL? BU HASRET NE ZAMAN BİTECEK? BAK YAN KOMŞU SENİ SORUYOR BANA. NE ZAMAN GELECEK FATMA BACIM SENİN OĞLAN DİYOR. NE CEVAP VEREYİM OĞUL? SENDEN BİR HABER YOKKEN NE DİYEYİM KONU KOMŞUYA? BİR GİTTİN ELLERİN MEMLEKETİNE UNUTTUN ANANI OĞUL. AH OĞUL AHH! YAŞLI VE HASTA BİR ANAYI BÖYLESİNE BIRAKIP GİTMEK YAKIŞTI MI SANA? NE ZAMAN GELECEKSİN BİLMİYORUM AMA ŞÖYLE BİR DÜŞÜNDÜM DE SEN BENİ HATIRLADIĞINDA ÇOKTAN BEN KARA TOPRAĞIN OLMUŞ OLACAĞIM OĞUL. KORKUYORUM SENİ SON BİR KERE DAHA BAĞRIMA BASAMAMAKTAN... Devamı